banner
MENÜ
Sepetinizde 0 ürün bulunmaktadır.

Yeni Tank Sendromu Ve Azot Döngüsü

Blog

Akvaryum canlılarının büyük çoğunluğu ilk birkaç günde ölmekteler. Bu duruma yeni tank sendromu denilmekte ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de balıkların çoğu bu nedenle daha ilk günlerde ölmekte, bu durum da hobiye başlayan kişileri hobiden soğutmaktadır. Sadece yeni başlayanlar değil, tecrübeli hobiciler de bu sebeple çok balık kaybetmekte, zira doğa kanunları yeni başlayan hobicilerin akvaryumlarına olduğu gibi, tecrübeli hobicilerin akvaryumlarına da aynı ölçüde etki etmektedir.

Yeni tank sendromu adı İngilizce’deki “new tank sendyrome” adından çevrilmedir, ilk okunduğunda canlıların sıla hasretinden öldüğü anlamını verse de aslında ölümlerin altında yatan sebep akvaryumun biyolojik döngüsündeki problemlerden doğan amonyak ve/veya nitrit zehirlenmesidir. Amonyak zayıf bir bazdır, vücutta pH’ı arttırır, enerji üreten enzimleri bloke eder ve miktarı arttıkça canlıyı ölüme götürür. Biz insanlar ve diğer memeliler metabolik atık olan amonyağı kanımızda gezmesi tehlikeli olduğu için daha az zehirli üreye çeviririz, zira amonyak gibi bir zehri devamlı su ile idrar olarak atamıyoruz çünkü karada yaşıyoruz ve her zaman suya ulaşmak kolay değil. Vücuduna çok su alamayan kuşlar üreyi daha az zararlı ürik asite çeviriyor ki daha az suyla atabilsinler, böylece hafif kalıp, bol su taşımasınlar. Bu çevrim işi tabi ki bir bedelle geliyor, enerji harcayarak çevriliyor ancak bu bedel bizim için devamlı suya ulaşma bedelinden, kuşlar için de fazla suyu uçarak taşıma bedelinden düşük olduğu için çevirmek daha karlı geliyor. Balıklarda tahmin edebileceğimiz gibi su sorunu yok, o yüzden çevrimi vücutta yapma bedelini ödemeyip, amonyağı oluştukça vücutlarından solungaçlarıyla suya bırakıyorlar. Bu durum akvaryumda zamanla amonyak birikmesine ve balıkların kendi çişinde zehirlenmesine neden oluyor.
Azot döngüsünde amonyak nitrite, nitrit ise nitrata çevriliyor. Bu görevi oksijenli ortamda yaşayan azot bakterileri yapıyor. Bu bakterileri tanımak, akvaryumun döngüsünde yatan mantığı anlamak için çok önemli. Amonyağı nitrite çeviren bakteri cinsi Nitrosmona, nitriti nitrata ise Nitrobacter cinsi çeviriyor bu iki işleme birden nitrifikasyon, bunu gerçekleştiren bakterilerin tamamına ise nitrifikasyon bakterileri diyoruz. Bu bakteriler de balıklar gibi canlı ve tercih ettikleri pH ve sıcaklık aralıkları var. Amonyağı kullansalar da fazla amonyak onlar için de zehirli, sudaki bakterilerin öldürülmesi için çeşme sularına katılan klor bu bakterileri de öldürüyor.

0.6 – 4 mikron aralığında olup çıplak gözle görülmeseler de balıklarımıza bakabilmemiz için bu canlılara da baktığımızı ve onları hayatta tutmamız gerektiğini unutmayalım. Balığı koyar gibi bakterileri de akvaryuma koymamız germektedir. Azot bakterileri suda serbest yüzen değil, yüzeye kolonileşen bakterilerdir, bu nedenle onların kolonileşebilecekleri substrat malzemeleri (Seachem Matrix, biyolojik sünger veya Sera Siporax gibi) almamız ve filtremize koymamız gerekmektedir. Kumda hatta camda bile bu bakteriler tutunur ancak önemli olan en az hacimde en çok bakteriyi tutmaktır, bu nedenle substrat konulması çok daha iyi olacaktır. Bakteriler hayal ürünü gibi gelse de aslında onlara dokunuyoruz. Substrata, cama, kuma ve kayaya tek başlarına değil bio-film içinde tutunur ve çoğalırlar. Bu biofilm ise camın akvaryum içinde kalan kısmında, taşların üzerinde elimize gelen kaygan ve sümüksü tabakadır. Yeni kurulan akvaryumlarda bu biofilm ele gelmez, zamanla oluşur. Bio-filmde sadece nitrifikasyon bakterileri değil yosunlardan tüketici bakterilere pek çok canlı yaşar.

Substrat konulduktan sonra bakteri eklemek için en çok tercih edilen yol akvaryumlar için olan bakteri kültüründen satın alıp eklemek, ikinci yol çalışan bir akvaryumun biyolojik süngeri veya substratının bir bölümünü alıp sıfır substratla karıştırıp kullanmaktır. İkinci yol en hızlı ve etkili yol olsa da bu yöntemin riski başka akvaryumdaki parazitleri de getirme ihtimalidir, bu nedenle güvenmediğiniz akvaryumdan substrat almayın. Son yol olarak ise hiçbir şey yapmadan beklemek gelir. Bakteri koymadan da akvaryuma azot bakterisi gelir, azot bakterileri toprakta dahi bulunur ancak üremeleri çok yavaştır bu nedenle akvaryumun oturması bu yolla çok daha uzun sürer. Nitrifikasyon bakterileri ototrof yani kendi besinini kendi üreten canlılardır. Bu besini de amonyağı ve nitriti kullanarak üretirler. Tüketici olan E. coli bakterisi, diğer adıyla koli basili 20 dakikada bir sayısını ikiye katlarken, bizim azot bakterileri için bu süre 15-20 saat arasındadır. Yani 1 adet koli basili bakterisi 5 saatte 32000’den fazla adete ulaşırken 1 adet azot bakterisi hala 2 adet olamamış oluyor çünkü zamanının çoğunu üremekten ziyade çalışmaya, yani amonyak veya nitriti tüketmeye ayırıyor.
Bu bilgiler ışığında yapmamız ve yapmamamız gerekenlere bakalım.

İlk kurulumda bolca bakteri getirmeliyiz.
Başka akvaryumdan substrat ile getirebileceğiniz gibi satın da alabilirsiniz. Bakteri kültürleri sıvı olarak veya kum ile birlikte satılmakta. Bakterili kum konsepti akvaryum dünyasına önce Caribsea markasıyla deniz akvaryumu ürünü olarak girdi, bir süredir tatlı suda da kullanılıyor Dennerle’nin FB1 Substrate Start isimli ürünü mevcut. Ben yeni akvaryum kurarken hazırda akvaryumum yoksa bakteri kültürü satın almayı tercih ediyorum. Akvaryumum varsa da, yeni substrat alıp, uzun süredir hastalık olmadığını bildiğim akvaryumlarımdaki substrat ile yenisini karıştırıp bu karışımın yarısını eskisine koyup yarısını yeniye koyuyorum.

Bu bakterilerin yeterli düzeye gelmesi için beklemeliyiz.
Bakterilerin eklenmesi ile iş bitmiyor. Onların akvaryumumuzdaki yerlerine yerleşip orada çalışıp iş yapmasını beklememiz gerekiyor. Bunun için de düzenli olarak amonyak ve nitrit ölçümleri yapmamız lazım. Bu konudaki genel yanılgı işi zamana bırakıp sadece beklemek. Bu bakteriler ototrof, bitkiye ışık neyse, bu bakterilere de amonyak ve nitrit o. Bu nedenle balık gibi bol amonyak oluşturan canlıların olmadığı bir akvaryumda 1 yıl da bekleseniz oluşacak bakteriler az sayıda, ancak o akvaryumdaki mikro tüketicilerin ürettiği amonyağı dönüştürebilecek seviyede olacaktır, o uzun süre beklenen boş veya 1-2 küçük balıklı akvaryuma bir anda bol sayıda balık atınca ciddi problem yaşanır. Burada çok önemli olan şey sistemi yavaş yavaş ayağa kaldırmaktır. Akvaryumu ilk kurduğunuzda mevcut az sayıdaki bakteri günde 1 birim amonyağı işleyebilir, siz o akvaryuma günde 1 birim amonyak sağlarsanız bakteri sayısı sabit kalır. Günlük eklenen amonyak miktarını arttırmamız gerekir ki bakteriler “oo burada gıda var gelin üreyelim” desin ve sayılarını arttırsın. Burada bakterilerin yavaş ürediğini unutmuyoruz, bir anda üresinler diye günde 1 birim sentezleyebilen miktar koloniye 10 birim amonyak verirsek koloninin popülasyonunu arttıracağımıza azaltırız, bakterileri ve balıkları zehirleriz. Bu arttırımı; balık sayısını, doğal olarak da verilen yemi az az arttırarak yavaş yavaş yapıyoruz, bu sırada da amonyak ve nitrit ölçümlerini ihmal etmiyoruz. Burada benim de kullandığım, çok güzel bir ürün var, seachem ammonia alert (üretici veya ithalatçı firmadan 1 tl bile kazanmıyorum :) bildiğim muadili yok olsa o markayı da söylerdim). 1 yıl ömrü var, daimi olarak sudaki amonyağı ölçüyor. Sayesinde çok balık kurtardım. Amonyak güvenli seviyedeyken aşağıdaki fotoda göründüğü gibi ortadaki işaretçi sarı renkli oluyor, amonyak arttıkça sarı renk maviye dönüyor ve size bilgi veriyor. Eğer sarı renk maviye gidiyorsa yem vermeyi kesiyorsunuz, bu süreçte hem bakteriler artıyor hem amonyak azalıyor işaretçi sarıya gelince yeme kaldığınız yerden arttırarak devam ediyorsunuz. Ne zaman ki istediğiniz balık yoğunluğunu ve yemlemeyi yakalarsınız ve işaretçiniz sarıdır, o zaman sisteminiz oturma evresine geçmiştir. Nitriti de ölçmek faydalı olacaktır ancak ben, pH ve sıcaklık çoğu balığın sevdiği 7 ve 25-27C arasındayken amonyak ile nitrit benzer şekilde kullanıldığı için nitriti amonyak düşükse düşüktür diye ölçmüyorum ancak bu durum ne yazık ki ilk kurulumda veya biyolojik sistemin ilaç gibi kimyasallar nedeniyle çökmesi sonrası tekrar kurulma aşamasında geçerli değildir. Bu dönemde aşağıdaki gibi bir grafik ortaya çıkar:

İlk 6 gün amonyak yükseliyor, sonra amonyak tüketen bakteriler işlemeye başlıyor ve amonyak nitrite çevriliyor, bu süreçte doğal olarak amonyaktan çevrilen nitrit yükselmeye başlıyor, 13. gün amonyak tükenirken nitrit en üst seviyesinde. Eğer 13. gün sadece amonyağı ölçersek işleri iyi zannederiz oysa değildir, benzer şekilde de 6. gün nitrit 0 iken amonyak en yüksek seviyededir. Nihayet 22. gün sistem oturmuştur. Bakteriler yeterince üremiştir ve bir birikme olmadan amonyak da nitrit de oluşur oluşmaz bir sonraki azotlu bileşiğe çevrilir. Bu grafikteki gün sayıları ve amonyak, nitrit, nitrat miktarları balık sayısına, yemlemeye, substrat miktarına, pH ve sıcaklık gibi pek çok değere göre değişkenlik gösterir. Önemli olan artış azalış trendlerini anlamak, amonyakta artışı, sonra onun inmesiyle nitrit ölçümünde önce artış sonra azalarak 0'ı görmeyi, bu noktada sistemin oturduğunu söyleyebilmeyi anlamak işin püf noktası.

Yüksek veya düşük pH'da baktığınız Tanganyika, Güney Amerika türleriniz varsa aşağıdaki Dikkat etmem gereken pH şartları neler? kısmını dikkatle okuyunuz.

Balık koymadan yem atarak da döngüyü başlatmak mümkün ancak genellikle balık yokluğunda yemleri amonyağa dönüştürecek çürükçüllerin varlığı yeterli olmuyor. Bu süreçte akvaryumda yemlerin üzerinde beyaz mantarlaşmalar, oksijensiz alandan doğan kötü bakteriler gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Dışarıdan sıvı amonyak eklemek de iyi fikir değil zira bir süre sonra suda fosfat bitiyor ve işlem duruyor. Hem bakterilerin hücre yapısına hem de çevrim işlemlerine fosfat da gerekiyor, o yüzden saf amonyak eklenecekse, beraber fosfat da eklemek lazım. Bunun yerine basitçe 1-2 zebra danio atıp sayısını gün geçtikçe katlayarak arttırabilirsiniz.

Geç buldum çabuk kaybettim dememek için onları öldürecek şeylerden kaçınmalıyız.
Bakterilere gelen oksijenin kesilmesi, klorlu su, dezenfektanlar ve ilaçların çok büyük kısmı uğraşıp oturttuğumuz bakteri döngüsünü toz duman eder. Akvaryuma musluktan su koymadan önce ya suyu çok iyi bir şekilde havalandırıp klorun uçması sağlanmalı, ya da suyu akvaryuma eklenmeden önce suya su hazırlıyıcı damlatılması gerekmektedir. Aksi halde belediyenin sağlığımızı koruması adına bakterileri öldürmek için koyduğu klor, azot bakterilerimizi öldürür, sistemi çökertir.
Yazının temel kısmı bu kadar. Geri kalan kısımda bu temel bilgiler ışığında pek çok hobicinin karşılaştığı sorunlara ve nedenlerinin açıklamalarına bakacağız.

İlaç atınca neden sağlıklı balıkları da kaybettim?
Dezenfektan ve ilaçların büyük kısmı antibakteriyel özellik gösterir ve azotlu bakterileri de öldürür. Bu nedenle mümkün oldukça tedaviler tüm akvaryuma yönelik değil, balığı ayırarak, karantina akvaryumunda balığa yönelik yapılmalıdır. İlaç uygulanan akvaryumda balığa yem vermek çıkan amonyak işlenemeyeceği için çok tehlikelidir. Tedavi 2-3 günlük ise yem vermemek. Uzun sürecek ise de sık su değişimi yapmak ve yenmeyen yemleri toplamak önemlidir.

Akvaryumu temizlerken dipteki pislikleri çekmeli miyim? Yoksa su değiştirmeye mi odaklanmalıyım?
Akvaryum temizliğinde canlı sağlığı açısından önemli olan tortuları ve dışkıları toparlamak değil, suyu değiştirmektir. Zira amonyak dışkı ile değil, solungaçtan suya eriyik olarak aktarılır. Tortuları toplamak görsel temizlik sağlar.

Filtreyi gece kapatmalı mıyım? Elektrik giderse ne olur?
Filtre her zaman çalışmalı, çünkü balıklar sadece yerken değil, gün boyu amonyak bırakırlar. Kendiniz filtreyi kapatmadığınız gibi elektrik kesintilerini de yakından izlemelisiniz. Elektrik ile beraber dış filtreye gelen su kesildi diyelim, filtredeki su hacmi ve bakteri popülasyonuna göre değişen bir sürede ancak nihayetinde en çok birkaç saat içerisinde filtredeki oksijen, azot bakterilerinin yaşayabileceği seviyenin altına düşer ve oksijenli bakteriler ölür. Bir süre daha beklenirse oksijensiz ortam bakterileri üremeye başlar, tabi onlar hetotorof yani tüketici olduğu için çok hızlı ürerler ve ortamdaki bakteri cesetleri ve diğer besinlere saldırıp yan ürün olarak hidrojen sülfür üretirler. Elektrik oksijen seviyesi yeni bittiğinde gelirse sadece bakterileri kaybedersiniz, kültür ekleyerek işi birkaç günde kurtarabilirsiniz, ancak elektriğin gelmesi uzarsa filtrede hidrojen sülfür oluşur ve elektrik geç geldiğinde suya karışır, miktara göre balıklar zehirlenip ölebilir. Uzun kesintilerde filtreyi açıp koklamakta fayda var. Çürük yumurta kokusu varsa Tüm filtreyi yıkayıp baştan kurun.

Filtreyi komple mi temizlemeliyim?
Temizlik üçe ayrılır. Mekanik, kimyasal ve biyolojik. Elyaf mekanik temizlik yapar, sudaki tortuyu tutar. O tortu hala sudadır bu yüzden ortada biyolojik bir temizlik yoktur, temizlik görseldir. Kimyasal filtrasyon ise aktif karbon, purigen, reçine gibi sudaki kimyasalları tutan veya değişim yapan malzemeler ile uygulanır. Biyolojik filtrasyon ise bu makalede bahsedilen bakterilerle yapılır. Biyolojik filtrasyon yapan substrat sünger vb. malzemeler musluk suyunda, kaynar suda vb. yıkanmaz. Temizlik ihtiyacı duymamızın tek sebebi tortuların substrat üzerini tıkayarak bakterilere su ulaşımını güçleştirmesi. Malzemeyi bir tas içinde, akvaryum suyunda biraz sallar üzerindeki tortuları boşaltır geri koyarsınız. Uzak doğulular iç filtre ve pipo filtrelerini temizlerken filtre süngerini akvaryumun içinde sıkıyorlar, akvaryum bayağı kötü oluyor, birkaç saat sonra bakteriler tekrar süngere geçiyor, yere çöken tortuları ise dip çekimi ile temizliyorlar.

Dikkat etmem gereken pH şartları neler?
Amonyak(NH3); sıcaklık ve pH yüksekken çok daha tehlikelidir. Düşük pH’larda zehirsiz olan amonyuma(NH4) çevrilir, pH artınca hızlıca tekrar amonyağa dönüşür, bu değişim grafiği aşağıdadır.

Bunun pratikteki etkilerine bakalım:
- Öncelikle pH'ınız hep 6.5'un altındaysa ammonia alert veya başka bir amonyak ölçücü almayın, 0 ölçecektir, ağırlığı nitrit ölçümüne verin nitrite dikkat edin.
- Uzun yoldan gelen balıklarda poşette co2 birikir ve kolada yaptığı gibi pH'ı aşağı çeker, bu balığın amonyak zehirlenmesi geçirmemesi adına iyi bir şeydir ancak poşeti açıp içine hava taşı sarkıtırsanız co2 uçar (sarkıtmazsanız da biraz daha yavaş olsa da uçar), pH artar, amoyum amonyağa dönüp balığı öldürür. O yüzden pH ve sıcaklık benzerse balığı alıştırmadan atın, alıştıracaksanız da açar açmaz balığın suyunda amonyak emen ürünler kullanın.
- Eski tank sendromu diye bir şey de var. Old tank syndrome diye aratırsanız yabancı kaynaklarda detay bulabilirsiniz. Nitrifikasyon asidik sonuç doğurur; pH ve kH'ı zamanla aşağı çeker. Uzun süre su değiştirmeyince bu aşağı seviye balıkları çok rahatsız edecek kadar aşağı olabilir ancak konumuz bu değil, konumuz aşağı inen pH'ın amonyağı amonyum olarak tutması. Siz bu eski tanktan uzun süre sonra su değiştirip pH'ı 7 üzerine taşıdığınızda değişime uğramadan akvaryumda kalan sudaki amonyum amonyağa dönüp aniden balıkları zehirleyebilir.

Amonyak ve nitrit zehirlenmelerinin belirtileri nelerdir? Ne yapmalıyım?
Amonyak yüksekliğinde balıklar dipte oturma veya yüzeyde hızlı nefes alıp verme haline geçer. Solungaç kanlanmış gibi durur.
Nitrit yükselmesinde farklı olarak solungaçlar kahverengiye döner.
Ani nitrit yükselmelerinde su değişimine ek olarak metilen mavisi kullanılabilir. Metilen mavisi nitrit zehirlenmesinin önüne geçer, kandaki hemoglobinleri serbest bırakır ve uzun yoldan gelen zehirlenme yaşayan balıklarda bir kovanın içerisinde kullanılabilir ancak akvaryumda kullanılırsa bitkilere ve bakterilere zarar verir. Akvaryumda son seçenek olarak kullanılmalıdır. Amonyak ve nitrit yükselmesinde önce klorsuz su ile %50 su değişimi yapılır. Sonra Seachem prime gibi su düzenleyiciler eklenerek geçici olarak amonyak ve nitrit düşürülür. Uzun dönemli çözüm için ise filtre; substrat ve bakteri kültürü ile güçlendirilerek durumun tekrar etmemesi sağlanmalıdır.

BLOG YORUMLARI

    Bu bloga henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz ?

YORUM YAZIN

OVARSA Yazılım Teknolojileri